Top ↑ | Archive | sora sora Bağdat'ı bulanların evladıyız nihayetinde.

"

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.

"

- Şükrü Erbaş (via cumbaliev)

http://katre-ibade.tumblr.com/post/89552411661/yavasca-dokun-yaralar-ma-yavasca

katre-ibade:

Yavaşça dokun yaralarıma.

Yavaşça.

Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle.Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insan,öyle dokun.

Ben kolayca incinirim bilirsin…

Bir nefeste doğmuşum gece yarısı.Bir nefeste ölürüm biliyorum.Zamansız ölürüm.Seni zamansız gördüm…

vaynak:

“Bir şair intihar etmek isteyen genç bir kadına dur diyordu, 

daha senin için bir şiir bile yazılmadı…” 

Cemil Meriç

(bitmeyenhuzurum gönderdi)

fakirulfikir:

"Üç şey kalbi kasvetlendirir: çok yemek, çok konuşmak, çok uyumak”

Fudayl bin Iyâd Radıyallâhu Anh

Bir keresinde ellerini çenesine dayamış, penceresinden yemyeşil koruya bakan bir kız çocuğu olmuştum, gün batımının, bulutların ve uçan kuşların ahengine, bir de yeşile dalmıştım. Aklımdan cümleler peşi sıra geçerken ve her birini bağrıma basıp, kaçırmak istemezken, onlara ne kadar da çok bağlandığımı fark edip salıvermiştim penceremden kuşlar gibi. Ya hür olacaklardı ya esir alacaklardı beni. İlla bir yere not edilmelerine gerek yoktu, zihnimden geçerek de beni rahatlatabiliyorlardı. Yani lüzumu yoktu bir şahid daha yazılsın sözlerime, yahut yüreğime. Aslında onlar kaçmadan ben kaçırmıştım, hep yaptığım gibi, sonra neden pişman oldum da düşüp yollarda aradım bilmiyorum. Bir keresinde de otobüs camından hızla akıp giden ağaçlara, yollara dalmış bir kız çocuğu olmuştum, başını dayayacak bir omuz arayan. Kim bilir neler geçirmiştim zihnimden de yine özgür bırakmıştım kelimeleri. O zaman hatırlamıştım, nereye gitsem özlem de benimle gelecekti ve hiç azalmayacaktı, biz henüz doğmadan konmuştu yüreğimize çünkü. Üşüdüğümü ve ellerimin de zihnimle beraber yorulduğunu fark etmesem daha uzayacaktı yazı. Oysa kelimelerim uçup gitmişti ve buraya not düşülen söz artık önemini de hürlüğünü de yitirecekti. Ama yine de biraz daha sussam incinecekti sanki içimdeki kuşlar.

mehfam:

Bazen olmak istediğimiz yer ile olduğumuz yer arasındaki fark gözlerimizin içine baka baka sıkar boğazımızı.
Buna acımasız gerçek diyoruz.

Herman Hesse

(sosyallesiyoruz gönderdi)

"Yağmur yağıyor. Yüreğimin ucunda bir kuş üşüyor."

- Mustafa Kutlu (via igdekokangunler)

(kalemimsuskun gönderdi)

"Sustum!
Birikti yanaklarıma alfabe.
Ya İlahi Ya Rab
Sükûtumu en güzel duam eyle."

- Necip Fazıl Kısakürek (via dayanamam)

hulasakul:

“babam çiçeklerle konuşmazdı, annem hariç.” #ŞiirSokakta

kendiniahmetsanansuleyman:

#yedigüzeladam #cahitzarifoğlu #erdembayazıt #rasimözdenören #saitzarifoğlu #alaeddinözdenören #şiirbizimevde (sadığın evi’da)