Bir an olsun kapatıp gözlerini
Gecenin sessizliğini bir söz say benden,
İçini ferahlatsın yeter, mühim değil kelimeler.
Bir an olsun kapatıp gözlerini
Gecenin sessizliğini bir söz say benden,
İçini ferahlatsın yeter, mühim değil kelimeler.
Eksik bir şey var, belki çok iyi biliyoruz ama yerini doldurmak düşündüğümüz kadar kolay değil. Kimsenin bilmesine gerek yok tabii, gece gece nereden çıkmış bu şarkı, neden bu saate eşlik etmekte. Yalnızca bir geleneğin devamı zaten, onca şarkıdan sonra geceye bir nokta hükmünde. Gün gelecek bir hikaye yazacağız ve noktası olmayacak, kalemin o kadar sağlam mı ve yetecek mi dersin tebessümlerimizin mürekkebi uzun bir hikayeye?
*Eksik Bir Şey (Ezginin Günlüğü)
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?
Sevilen sevene karşı sessiz,
Başkasına sevinçler de dağıtsa…
Sükût, kara yazısı sevenlerin,
Onlar da ne türlü bir kâğıtsa,
Hep keder üstüne yazdılar aşkı.
Sessizce haykırıp durdular..
Açıp açıp aynı şiiri okuyorum, babamın sesinden dinliyorum sıkılınca da.
…
Günahları için ağlayan kim varsa
Kanatlarıyla okşar onu meleklerHep böyle midir
Kalbin hep böyle yavaş mıdır Ruknettin?
Aynalar sana bir savaş mıdır Ruknettin?
Yarin dudaklarından trenler geçer de
Kalbinin istasyonlarında durmaz mı
Sen hiç satranç oynamaz mısın
Atına binip hep gider misin
Bilmez misin, atından ayrı düşen bir vezir
Zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
Ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
Bir sen mi kalırsın bu rüyada Ruknettin
Herhalde hep böyledir
Bu dünya sevenlere bir tuzaktır Ruknettin!
…
Babam okuyor, kardeşim soruyor:
-Ruknettin kim baba?
Cevap kısa ve öz: “ben, sen, o işte…”
Ben de soruyorum sana şimdilerde, ben de Ruknettin miyim, Ruknettin? Eğer Ruknettin’sem, seslendiğim doktor kim? Evet, kalbim biraz yavaş atıyor doktor, bu inadımdan olmalı bahara. Söyle de atımı getirsinler artık, yalnızlık içime sığamadığından değil de gitme vaktim gelmedi mi çoktan?
Sen uyu, ırmaklar dinlensin benim göğsümde
Sen uyu, ben düş göreyim senin yerine
Yeter ki bir ok saplanınca kalbime
Yalnız olmadığımı söylesin biri.*Kemal Sayar
- Nurullah Genç (via ygmrdmlri)
Sırrı kendinden güzel insanlar tanıdım,
Tanıdım da yakışamadım yanlarına.
Halbuki güldükçe güllerin açtığına inandırılmıştım
İnandıkça güldü gözlerimin içi,
İnandıkça olur dedik hayal etmeye dahi kıyamadıklarımız.
Bir düşe bile kanabilmenin güzelliği daha neyde var ki?
Dualara sarılmanın ferahlığını başka kim verebilir?
Biliyoruz ki henüz olamadıysa, daha vakti olduğundandır.
Olmayacaksa da muhakkak bir güzel karşılığı vardır.
Kalemimin ucunu hepten incelttiğim zamanlar var, sonradan dönüp baktığımda kelimelerin canımı ne kadar yakmış olduğunu anlayabileyim diye, defter aralarına her sığınışımda izlerin içinde kaybolayım ve bunlardan bir ders çıkarayım diye. Yalnız, bu güne kadar bir işe yaradığını söyleyemem, göz yaşlarını serbest bırakması dışında. Bir de defterim var ki içine bir bir şükür sebeplerimi sıraladığım, yanımdan hiç ayırmadığım, ne zaman sıkıntıya düşsem açıp baktığım, yalnızken bile, okuyarak biraz olsun yüzümü güldürmeye çalıştığım. Ne zaman mutsuz olsak bir çıkış kapısı bulmamız lazım, madem ki hatırlamakta bu kadar usta geçmişe bu kadar bağlıyız, güzel günleri hatırlayıp ah’lamak yerine “o günleri şükür ki yaşamışız” diyerek şükretmemiz lazım. Hüzünlü anlar yerine, tebessümlerin gözlerimize yansıdığı vakitleri not düşsek defterlerimize ve kıymet bilenlerden olsak, inanmanın kıymetini bilenlerden.