Çaysadığım Demlerde Sen . . . . . . . . . . . . .

her sey anlamsızca tebessüm ettirdigin zamanlarda basladı...

Ey 13th 2014
ismailemektuplar:

-97-
İşyerinde işaret parmağımı kestim geçenlerde Ismail.  Bildiğin uzunluğunca kestim yani. Bırak acısını, nasıl kestiysem kanamadı bile. Ama izi kaldı.  Kanamayan bir kesiğe yara denmez belki. Ama yine de izi kaldı.
Hayatımızda da bu şekilde iz birakan durumlar yok mu sanıyorsun? Canını yakmamıştır belki, ama iz bırakmıştır mutlaka. Sen farketmesen bile.  Canını yakmayan, içini acıtmayan şeyler de iz bırakır Ismail. Hatta öyle tuhaftır ki, bazı izler yaranın kendisinden daha çok acıtır zamanla..
 Kesikler böyle.  Bazen kanatır. Bazen sadece iz bırakır.  Bazense sonradan hissettirir acısını.  Kağıt kesiği misali.
Kağıtta keser Ismail.  Kağıt derin keser.  En çok kağıt keser.

ismailemektuplar:

-97-

İşyerinde işaret parmağımı kestim geçenlerde Ismail.
Bildiğin uzunluğunca kestim yani. Bırak acısını, nasıl kestiysem kanamadı bile. Ama izi kaldı.
Kanamayan bir kesiğe yara denmez belki. Ama yine de izi kaldı.

Hayatımızda da bu şekilde iz birakan durumlar yok mu sanıyorsun?
Canını yakmamıştır belki, ama iz bırakmıştır mutlaka. Sen farketmesen bile.
Canını yakmayan, içini acıtmayan şeyler de iz bırakır Ismail.
Hatta öyle tuhaftır ki, bazı izler yaranın kendisinden daha çok acıtır zamanla..


Kesikler böyle.
Bazen kanatır.
Bazen sadece iz bırakır.
Bazense sonradan hissettirir acısını.
Kağıt kesiği misali.

Kağıtta keser Ismail.
Kağıt derin keser.
En çok kağıt keser.


siz şakaklarınıza vuran kuşlarla
vakitsiz sevdalanıp yok oluşlarla
yüreğin kısa tarihini omuzlara düşüren
/her namaz sofrasında hızırı
her okul sonrasında rozayı gören

bir yağmur olarak ıslatacaktır sizi ölüm
bir rüzgar olarak yağacaktır hayatınıza/
 
bir gurbet olarak sınıyor sizi ölüm
bir taşra olarak karışıyor hayatınıza
sözcüklerden en çok intiharı seviyorsunuz
hayır durduramaz artık sizi kafka,
her mektup kendi güvercinini bulur nasılsa
kolları böğürtlen lekelerine batmış dünyada

*Kemal Sayar

Ey 3rd 2014
Kaynak: sekerlicaymlove
kibritci-kiz:

eskibirses:

kibritci-kiz:

inci-cicegi:

kibritci-kiz:

sekerlicaymlove:




Sevgili Dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?



" Sevgili Dost ,Dostluk gündüz görünmez ;O , ateşböceği gibi yalnız geceleyin parlar . “

Sevgili Dost, Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden.

" Sevgili Dost ,' İnsan ' deyince aklıma, Kur'ân'ın kalbi ' Yâsin ' geliyor .' Yâsin ' yani ' Ey insan ! '

Sevgili Dost, Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. | Ali Ural / Posta Kutusundaki Mızıka

" Sevgili dost ,Sonunda posta kutusuna bir mektup geldi .Soruyor :" Korkmak çaresizlikten mi ? ” “Çaresizlik yalnızlıktan mı ? ” “ Başlangıç mı güzel , son mu ? ” “

kibritci-kiz:

eskibirses:

kibritci-kiz:

inci-cicegi:

kibritci-kiz:

sekerlicaymlove:

Sevgili Dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?

" Sevgili Dost ,
Dostluk gündüz görünmez ;

O , ateşböceği gibi yalnız geceleyin parlar . “

Sevgili Dost, 
Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden.

" Sevgili Dost ,
' İnsan ' deyince aklıma, Kur'ân'ın kalbi ' Yâsin ' geliyor .
' Yâsin ' yani ' Ey insan ! '

Sevgili Dost, Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. | Ali Ural / Posta Kutusundaki Mızıka

" Sevgili dost ,
Sonunda posta kutusuna bir mektup geldi .
Soruyor :
" Korkmak çaresizlikten mi ? ”
“Çaresizlik yalnızlıktan mı ? ”
“ Başlangıç mı güzel , son mu ? ” “

"…
Bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını “

*Cemal Süreya

Defterimin içinden dökülenler bu sıralar yüreğimden dökülmüyorlar, kalemi yalnız bir işim düştüğünde alıyorum elime. Ne zaman döndüm diyorum dünya telaşına, ne zaman uyandırdılar baharın çiçek açtığım dalından. Ellerim şimdilerde biraz daha kara, oysa hâlâ beyaz sayılırlar bir güneyliye göre, buralarda sokaklar güneşe çoktan doymuşken ve bıkmışken sıcağından, ben güneşi arıyorum. Derdim ne diye sormayın, bu sokaklara yabancıyım, hayır bu şehirde yeni değilim ama bu sokaklara yabancıyım artık. Bir bir eksildik biz bu şehirden, bir güneş kaldı yoldaşım, bir ona aşinayım. Bundandır, bulduğum her camın önünde beklerim, bir aralıktan sızmasını güneşin ve aydınlatmasını bir güz sabahını. Çünkü yorgunum, yollara yabancıyım ve nedense yalnız, beklemekten vazgeçemiyorum, bir de özlemekten tabii, bir bir eksilenleri.

Ağu 20th 2014
Kaynak: yetmis2

yetmis2:


Leyla, içindeki cehennemi anlatmak için yüzünü döndü Mecnuna..

Mecnun hazırlıksız yakalandığı o bakışları anlamadan Leyla tek seferde döktü yüreğindekini..; ‘Bahar dallarının hatırına beni anla..’

..dedi ve gitti.

Bazen özledim demek giderek zorlaşıyormuş, senden öğreniyorum ne kadar kelime varsa mesafelere dair ve senden öğreniyorum hepsini bir sır gibi tutmayı yüreğimde. Araya giren yolları engel görmemeyi öğretmek isterken, o yolları nasıl kısaltacağımı öğretmeni bekliyorum sanki. İçime sığamadığım anlarda bir adım uzağımda olduğunu bilsem iyi hissedeceğimi düşünüyorum, belki bir düş görüyorum. Huzursuzum ve bilmiyorum ne zaman oldu tüm bunlar. Sahi, ne zaman bu kadar benden bir parça oldun?

Ha 22nd 2014
Kaynak: cumbaliev

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.

Şükrü Erbaş (via cumbaliev)
Ha 22nd 2014
Kaynak: katre-ibade

http://katre-ibade.tumblr.com/post/89552411661/yavasca-dokun-yaralar-ma-yavasca

katre-ibade:

Yavaşça dokun yaralarıma.

Yavaşça.

Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle.Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insan,öyle dokun.

Ben kolayca incinirim bilirsin…

Bir nefeste doğmuşum gece yarısı.Bir nefeste ölürüm biliyorum.Zamansız ölürüm.Seni zamansız gördüm…

Ha 20th 2014
Kaynak: vaynak
vaynak:

“Bir şair intihar etmek isteyen genç bir kadına dur diyordu, 
daha senin için bir şiir bile yazılmadı…” 
Cemil Meriç

vaynak:

“Bir şair intihar etmek isteyen genç bir kadına dur diyordu, 

daha senin için bir şiir bile yazılmadı…” 

Cemil Meriç

Mayıs 22nd 2014
Kaynak: fakirulfikir
fakirulfikir:

"Üç şey kalbi kasvetlendirir: çok yemek, çok konuşmak, çok uyumak”
Fudayl bin Iyâd Radıyallâhu Anh

fakirulfikir:

"Üç şey kalbi kasvetlendirir: çok yemek, çok konuşmak, çok uyumak”

Fudayl bin Iyâd Radıyallâhu Anh

Mayıs 21st 2014

Bir keresinde ellerini çenesine dayamış, penceresinden yemyeşil koruya bakan bir kız çocuğu olmuştum, gün batımının, bulutların ve uçan kuşların ahengine, bir de yeşile dalmıştım. Aklımdan cümleler peşi sıra geçerken ve her birini bağrıma basıp, kaçırmak istemezken, onlara ne kadar da çok bağlandığımı fark edip salıvermiştim penceremden kuşlar gibi. Ya hür olacaklardı ya esir alacaklardı beni. İlla bir yere not edilmelerine gerek yoktu, zihnimden geçerek de beni rahatlatabiliyorlardı. Yani lüzumu yoktu bir şahid daha yazılsın sözlerime, yahut yüreğime. Aslında onlar kaçmadan ben kaçırmıştım, hep yaptığım gibi, sonra neden pişman oldum da düşüp yollarda aradım bilmiyorum. Bir keresinde de otobüs camından hızla akıp giden ağaçlara, yollara dalmış bir kız çocuğu olmuştum, başını dayayacak bir omuz arayan. Kim bilir neler geçirmiştim zihnimden de yine özgür bırakmıştım kelimeleri. O zaman hatırlamıştım, nereye gitsem özlem de benimle gelecekti ve hiç azalmayacaktı, biz henüz doğmadan konmuştu yüreğimize çünkü. Üşüdüğümü ve ellerimin de zihnimle beraber yorulduğunu fark etmesem daha uzayacaktı yazı. Oysa kelimelerim uçup gitmişti ve buraya not düşülen söz artık önemini de hürlüğünü de yitirecekti. Ama yine de biraz daha sussam incinecekti sanki içimdeki kuşlar.

Mayıs 11th 2014
Kaynak: mehfam
mehfam:

Bazen olmak istediğimiz yer ile olduğumuz yer arasındaki fark gözlerimizin içine baka baka sıkar boğazımızı.Buna acımasız gerçek diyoruz.Herman Hesse

mehfam:

Bazen olmak istediğimiz yer ile olduğumuz yer arasındaki fark gözlerimizin içine baka baka sıkar boğazımızı.
Buna acımasız gerçek diyoruz.

Herman Hesse

Mayıs 9th 2014
Yağmur yağıyor. Yüreğimin ucunda bir kuş üşüyor.
Mustafa Kutlu (via igdekokangunler)
Mayıs 9th 2014
Kaynak: dayanamam
Sustum!
Birikti yanaklarıma alfabe.
Ya İlahi Ya Rab
Sükûtumu en güzel duam eyle.
Necip Fazıl Kısakürek (via dayanamam)