Top ↑ | Archive | sora sora Bağdat'ı bulanların evladıyız nihayetinde.

Gel beraber yalnız bir yürüyüşe çıkalım. Ellerimiz boş kalsın, gözlerimiz uzakta. Yalnızca yürüyelim. Acelemiz olmadan, denizin rengi, martıların sesleri eşliğinde huzura doğru yürüyelim. Yolun sonunu düşünmeksizin, kalabalıkları umursamaksızın, yalnız mendil satan çocuğa tebessüm ederek ve belki gözlerim nemlenir diye mendilinden alarak ilerleyelim. Belki gözlerim yaşarır diye konuşmayarak yürüyelim. Yorulma ihtimalimi de düşünme bu sefer, uzun soluklu, yıllardır hasretmiş gibi ama küsmüş gibi de olsun halimiz. Görenler ne der umursamayalım ama görenler yalnızca gönülden ne kadar bağlı olunabileceğini görsünler. Bakanlar utansın maddiyatlarından, herkesler ayrılsın sevgili, çekilsin yollarımızdan. Biz bakamazken birbirimizin gözlerine, onlar da göremesinler aramızdaki ahengi. Bize özenip de yük bırakmasınlar üzerimizde, gözlerini de alıp geçsinler yanımızdan, gönlümüze düşürmesinler hasetlerini. Biz öylece yalnız yürüyüşümüze devam edelim, seslerimizden arındırarak günleri. Ben üşümeyeyim yol boyu ve sen ceketini hiç çıkarma üzerinden.