Çaysadığım Demlerde Sen . . . . . . . . . . . . .

her sey anlamsızca tebessüm ettirdigin zamanlarda basladı...

        İtiraflar ve yine kabullenip de her şeyi, sineye çekmeceler, git gide içe çekilmeceler.
Her gün onlarca itirafta bulunuyorum kendime. Etrafımda olup bitenlere aldırmadan, bir köşedeymişim gibi kendime dönüp, bakıp, içimi okuyup, öz eleştiri niteliğinde argümanlar sunuyorum. Yalnız benim okuyabildiğim fakat yazıp, konuşamadığım bir dille, akşam olup da yine hüzünlenince. ‘Gönlünü ferah tut, yalnız değilsin’ düşlerine inanarak fakat, bir o kadar da unutarak halimi. Göz görmez katlanır mı diye kapatarak gözlerimi, düş görmemek için uyumayıp da kalbin el değmemiş damarlarında, küçük bir gezgin gibi, biraz muzip, biraz kırılgan, biraz yalnız. Velhasıl, düşünmemek için çırpınıp da, ilacı düşlerde aramak gibi bir tezatlıktayım. Gerçeklerden kaçmak isteyip de her halde mantık arayan bir işgüzarım belki de. İşim yok, derdim yok, bu yokluklar içinde hiç olmak gayesi gütmekte, fakat sorumluluklar yakamı bırakmadığından bir türlü vuslata erememekteyim.
Yazdıkça daha çok susmak istiyorum. İfadelerimi daha özgürce savurma düşüncesi içimi kemirse de kağıdın aracı olmadığı anlarda dilimi tut istiyorum. Tıpkı göz yaşımı tuttuğun gibi. İşte tam da bu anlarda özlemden bahsetmemek istiyorum, özlemin de artık hiçliğe eren kavramlardan olmasını. Mantığımı esir alan şu duygusal hallerimin de tedavisi için ilaç istiyorum. Aslında en başta sanırım şu bitmek bilmez isteklerimden ötürü şükrü dilimden düşürmeyip de O’na yakın olmak istiyorum.
*Pardon efendim, son olarak da görünmezlik iksirini keşfetmek istiyorum.

Aralık/2011

1 not

  1. herevelazimm bunu caysadigimdemlerdesen kullanıcısından yeniden blogladı
  2. caysadigimdemlerdesen bunu gönderdi