Top ↑ | Archive | sora sora Bağdat'ı bulanların evladıyız nihayetinde.

Güneşin bulutlar ardındaki hali gibiydin, ışığını gönderiyordun semama da incitmemek yakmamak için yaklaşmıyordun. Sanki koruyucu bir güçtün, yokluğuna sitem edemiyordum bu yüzden. Bu yüzden ellerini tutma dileğinde bulunamıyordum, gözlerinin içine bakmam imkansızdı zaten. Öyle ışıl ışıldın uzaktan, yolumu aydınlatmaların olmasa yürüyemezdim kaybolurdum gecelerin en koyusunda. Her halimi izleyip de benden habersizmiş gibi yaşayışın korkutuyordu bir tek beni, beni bir tek bulutların ardında sonsuza dek kalacak olman düşüncesi korkutuyordu. Üzülmüyordum, böyle de mutlu olabilirdim; mutlu olabilirdim kışları seni boğmasalardı kara bulutlar, sislerin ardında kalmasaydın, ışığını ulaştırabilseydin biraz da olsa. Sana ulaşmak için yollara düşüyordum her kış, daha aydınlık göklere, daha sıcak iklimlere ama sonsuz bir saadet mümkün değildi. İşte beni bu korkutuyor, bir gün uyandığımda karanlığın içinde kaybolacak olma ihtimalim, beni terk etmen değil de göğü terk edip her yeri yasa boğman korkutuyor. Bu yüzden en huzurlu uykularımdan, senli rüyalarımdan uyanmak istemiyorum, güneşimi yitirmek istemiyorum.

  1. dikkenar bunu caysadigimdemlerdesen kullanıcısından yeniden blogladı
  2. caysadigimdemlerdesen bunu gönderdi